30/6/2009 - İSTANBUL UYUDU SEVGİLİM...
Kahreden çığlıkların dolmuş odama. Masamda tüten sigara ile bakmaktayım bırakmış olduğun anılara. Vagonlar dolusu yalnızlık sarmış arkana bakmadan gitmiş olduğun bu evi. Karanlık dumanlar içinde efkârım taşırmakta kadehleri. Eski ben kalmadı artık, eskidim bende.
Bana uzatmış olduğun titreyen soğuk ellerinin hatırası ürpertmekte içimi, içime boşalttığın sıcaklık yakmakta bedenimi. Şuhumu kaybetmişken senlikte maziden kalan şarkılar çalıyorken yazmaktayım, yağan yağmurun ıslatıp silemediği duyguları.
Dışarıdaki fırtınayla birleşircesine bölüyorum on bin parçaya, bakirliğini sana adamış olduğum bedenimi. Sana yakın olmak adına atılmakta olan bir adım bu belki de en çaresiz olan.
Sonraki paragrafı bilmeden savuruyorum sözcükleri,sakın bölme! Önce dinle sonrasında kur sayfalar dolusu duygularını. Ağlamak kolay önce katlan gerçeklere sonrasında inle!
Seni son görüşümdeki Sonbahar hiç bitmedi,hiç değişmedi mevsimler. Ne çiçekler açtı nede güneş ısıttı bedenimi. Bırakmış olduğun rüzgârın kıymetini bilmekle yetindim sensiz geçen senede. Yağan yağmurlarda ıslanmıyor yakıyordum adeta,oysaki onları kirleten de bendim aslında.
Konuştuklarım ya havaya gidiyor; moleküllere atomlara ayrılarak. Ya da bir zaman akıp giden sözcükler içimde kaybolarak boğazıma düğümleniyor. Duymuyorsun sesimi. Bana vermiş olduğun o büyük aşka sensizlikte sarılarak, kalemi tutmayı öğendim. Ağaçları kestim; kâğıtlar ürettim bir canavar oldum ben sırf bu aşk adına.
İkimizin bırakmış olduğu İstanbul da gezdim saatlerce. Anısı olan sahilde yürüdüm kilometrelerce. Acıyı dindirmek için içkilere vurdum kendimi ve kaybetmiş olduğum tüm masumluğumu aslında ben kendi ellerimle Marmara Denizine boğudum.
Beni saklamış olduğun sokaklar, tüm insanlar uyudu İstanbul uyudu sevgilim, artık öpüşebiliriz...
|